Home » Adli Bilimler » Adli Jeoloji » Adli Bilimlerde Toprak İncelemeleri (Adli Toprak, Adli Jeoloji)

Adli Bilimlerde Toprak İncelemeleri (Adli Toprak, Adli Jeoloji)

Adli Bilimlerde Toprak İncelemeleri (Adli Toprak, Adli Jeoloji)

Soil Investigation at The Forensic Sciences

(Forensic Soil/Forensic Geology)

Murat MERT *

Adli Jeoloji Uzmanı  muratmert78@hotmail.com

Özet

Toprak, Jeoloji biliminin kabul görmesi ile beraber literatüre giren, magmatik, metamorfik ve sedimanter süreçlerle oluşan kayaçların, atmosferik etkilerle (aşınma, rüzgar, meteorik sular gibi) parçalanması sonucu oluşan inorganik ve organik materyalleri bünyesinde barındıran oldukça karmaşık bir materyaldir. Bünyesinde çeşitli oranlara organik ve inorganik bileşimler içerir. Toprağın bileşiminin analizi, jeolojik orijin, baskın bitki örtüsü, çevre hatta yönetim hakkında bilgi verebilir. Toprak bileşimleri doğal olarak meydana gelebildiği gibi laboratuvar ortamında da oluşturulabilir. Bu nedenle toprak delilleri adli bilimlerde olay alanı ve zanlı ilişkilendirilmesi anlamında önemlidir. Toprak partikülleri bir bölgeden bir bölgeye kişi  ve/veya kişilerce taşınabilir.

Bu çalışmada, adli toprak delilerinin soruşturmalarda kullanım tarihçesi ve toprak delilleri ile olay yerinin şüpheliler ve olayla ilişkilendirilmesindeki uygulamalar dünya ve Türkiye’den örnekler ele alınarak anlatılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Adli Toprak, Adli Jeoloji, Mineraloji, Olay Yeri, Cinayet

1. GİRİŞ

Yerkabuğunun katı olan en dış kısımını toprak, taşlar/kayaçlar ve madenler oluşturmaktadır (Yeniyol,2004). Toprak ve/veya taş (kayaç), insanlığın yeryüzünde var olmasından beri insan yaşamında vazgeçilmez temel öğelerden biridir. İnsanlığın gelişmesinde, geçiminde, beslenmesinde, sanatta, sağlıkta, sporda, vs. gibi hemen her alanda yaşam şartlarını iyileştirme anlamında önemli bir yer tutmaktadır. Bilimsel gelişim ile birlikte yerkabuğunun ana materyali olan toprak, taş ve mineraller yerbilimlerinin yanı sıra sağlık, ziraat, kimya, fizik, metalürji,çevre, seramik, arkeoloji ve adli bilimler gibi birçok bilim dalında kullanılmaktadır (Karakaya, 1998).

Toprak; mineraller organik maddeler, oksitler vb. maddelerin belli bir süreçten geçtikten sonra oluşan komplike bir yapıdır (Şekil 1). İnsanoğlu var olduğu tarihten bugüne kadar ölmüş varlıkları farklı yöntemlerle, dengesini bozmayacak biçimde doğaya karışmalarını sağlamışlardır. Ölüm olayları, doğal yollardan gerçekleşebildiği gibi belli bir dış etki sonucunda da meydana gelebilmektedir (Karaca ve Mert, 2012).

Şüpheli bir ölümün araştırılmasında yol gösterici olan Adli Tıp Biliminin, kullandığı en önemli araçlardan birisi de topraktır. Toprağın bu özelliği sahip olduğu kimyasal, fiziksel ve biyolojik yapıdan kaynaklanmaktadır. Toprak soruşturmalarında kullanılan fiziksel  delillerdendir. Bir şüpheli ile bir olay arasındaki bağlantının belirlenmesine yardımcı olur (Karaca ve Mert, 2012).

Toprak; magmatik, metamorfik ve sedimanter süreçlerle oluşan kayaçların,  atmosferik etkilerle (aşınma, rüzgar, meteorik sular gibi) parçalanması sonucu oluşan inorganik ve organik materyalleri bünyesinde barındıran temel yapı taşıdır (Şekil 1). Son yıllarda teknoloji ve bilimin gelişmesine paralel olarak birçok alanda kullanıldığı gibi, adli bilimlerde de adli olayların çözümüne katkı sağlayan önemli deliller arasında yer almaktadır.

Adli Jeoloji ve Adli Toprak bilimleri, Adli Mühendislik, Adli Antropoloji ve Adli Arkeoloji ile yakından ilgilidir. Adli incelemelere, Jeoloji ve Jeolojinin bütün alt disiplinleri (sedimantoloji, mineraloji, petroloji, jeokimya, paleontoloji, palinoloji, pedoloji ve jeofizik) önemli katkılar sağlamaktadır (Pye, 2004) (Şekil 2).

Şekil 1 : Toprak yapısını gösterir ölçeksiz dikme kesit

Jeofizik incelemeleri ile gömülü mezarlar, kayıp ceset aramaları ve gömülü mühimmatların bulunmasında geniş bir kullanım alanına sahipken, olay mahallinde ve maktulden elde edilen jeolojik materyaller fiziksel delil olarak kullanılmaktadır. Adli ve hukuki literatürde daha genel anlamda sediment, toprak, toz ve kayaç parçacıkları “Toprak delilleri” altında toplanmıştır.

Şekil 2: Adli Jeoloji bilimi ile ilgili bazı bilimdalları ve alt disiplinlerinin şematik görünümü

Toprak delillerinin yani Jeolojik materyallerin (toprak, taş, kayaç vb.) cinayet olaylarında delil olarak kullanılmaya başlanması yaklaşık yüz yıl öncesine dayanmaktadır (Murray, 2001). 1887 – 1927 yılları arasında bir fizikçi olan Sir Arthur Conan DOYLE tarafından yazılan Sherlock Holmes serisi kitaplarda Adli Jeoloji uygulamaları kullanılmaya başlamıştır (Murray, 2005).  Hemen hemen aynı dönemde Avusturyalı kriminoloji profesörü Hans Gross ayakkabı tabanındaki toz ve toprak partiküllerine dikkat çekmiştir. Bundan sonra ilk kez bilimsel anlamda Adli Jeolojinin kullanımı,  Georg POPP ismindeki bir bilim adamı, bir cinayet olayını aydınlatmak amacıyla cinayet mahallinden elde edilen toprak örneklerini mahkemeye delil olarak sunulması ile başlamıştır. Takip eden dönemlerde bilim ve teknolojinin gelişmesine paralel olarak, günümüzde adli jeolojik bilimlerde (adli jeoloji, adli mineraloji ve adli pedoloji) önemli gelişmeler sağlanmış, bu konuda birçok araştırmalar yapılmıştır. 1980’li yılların başından beri FBI (Washington DC. Laboratuvarı), Toronto Adli bilimler Merkezi,( adli mineraloji lab.),  MI5 ve Japonya Polisi Ulusal Adli Bilimler Araştırma Merkezi (Adli toprak inceleme lab.) Hollanda Adli bilimler Enstitüsünde olmak üzere bir çok polis ve üniversite de adli jeoloji, adli mineraloji ve adli toprak alanında laboratuvar faaliyetlerini sürdürmektedir (Ruffell ve McKinley, 2004).

1990 yılının başlarından itibaren jeolojik ve toprak delilleri adli botanik, adli entomoloji, ve adli antropoloji gibi alt disiplinlerle ilişkilendirilmiş olup adli bililerle ilgilenen bilim adamları tarafından kullanılmaya başlanmıştır.

Ülkemizde jeolojik materyallerin kullanılması 2000’li yılların başına dayanmakta olup, bu konuda elde edilen deliller mahkemeler ve savcılıkların talebi doğrultusunda, özel bilirkişilere ve/veya üniversitelerin jeoloji, jeofizik ve toprak bölümlerdeki konuyla ilgili araştırmacılara gönderilerek incelenmesi istenmekte idi.

2010 yılında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi bünyesinde Adli Mineraloji   laboratuvarı kurulmuştur. Bu Laboratuvarda yerbilimleri analiz ve teknikleri kullanılarak, tecavüz, hırsızlık, cinayet, terör olayları ve kaçakçılık konularındaki soruşturma esnasında alınan toprak, taş, toz ve kayaç örnekleri ile kemik örnekleri üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Ülkemizde Adli Tıp Kurumunda mineralojik, petrografik, biyolojik, fiziksel ve kimyasal metodlar kullanılarak inceleme yapılmaktadır. Bunun yanı sıra Emniyet ve Jandarma Kriminal Dairelerinde toprak karşılaştırmaları kimyasal metod kullanılarak yapılmaktadır.

2. ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

Toprak incelemlerinde adli soruşturmanın amacına uygun olarak birçok teknik ve yöntem kullanılmaktadır. Çalışmalarda makro ve analitik açıdan yaklaşımlar çok önemlidir (Tablo 1).

Tablo 1: Adli Jeolojide kullanılan makro ve analitik  incelemeler (Morgan ve Bull, 2007)

Olay yeri incelemesi ve adli toprak örneklerinin incelenmesi amacıyla yapılan çalışma üç aşamayı kapsamaktadır. Bunlar;

  • Saha çalışmaları,
  • Laboratuar çalışmaları
  • Büro çalışmalarından oluşmaktadır.

2.1. Saha Çalışmaları

Asayiş, Terör ve kaçakçılığı ilgilendiren tüm soruşturmalarda, soruşturma ile ilgili olan sahanın toprak yapısı ve jeolojik özellikleri olayın niteliği ve özelliğine göre ortamdan etki parametreleri göz önünde bulundurularak, sistematik örnekleme yapılır. Örnekleme sırasında, ölçekli fotoğraflar çekilerek örnek alınan lokasyonların  GPS (Global Positioning System) ile koordinatları belirlenir. GPS ile gerçek konumdan maksimum ± 10 m’lik bir hata payı ile inceleme yerleri tespiti yapılır (GPS noktaları ortamın özelliğinin literatür taraması için çok önemlidir).

Olay mahali lokasyondan ve soruşturma ile ilgili alandan elde edilen tüm toprak, kayaç/mineral, toz gibi organik ve inorganik deliller büyük bir hassasiyetle delil kaplarına alınarak savcılığın veya mahkemenin talimatlı yazısı ile ilgili birime iletilir.

Olaya mahallinden alınan örneklerden sonra soruşturma alanındaki toprağın özelliklerinin karşılaştırması amacı ile kontrol örneklerinin alınarak delillerle beraber ilgili birime intikali gerekmektedir.

2.2. Laboratuvar Çalışmaları

       2.2.1. Tane Boyu Analizleri

Toprak/Jeolojik örneklerinin koşullarını optimize etmek için yöntemlerin bazen değiştirilmesi ve/veya farklı metodlar birlikte yapılması gerekmektedir. Adli toprak / jeolojik incelemelerde ilk aşamada labaratuvara gönderilen örnekler etüvde (maks. 50 derecede) kurutulmalı. Kurutma işlemindan sonra örneklerin miktarına göre öncelikle elek analizi yapılarak tane boyuna göre sınıflandırılmaktadır (Mert ve Diğ., 2012)

Tane boyuna göre yapılan sınıflandırma neticesinde bütün örnekler makroskobik olarak stereomikroskobik ile incelenir. Bu inceleme sırasında jeolojik materyaller, boya, saç, diş, farklı renkte cam ve elyaf parçacıkları vb. ayırtlanır ve tanımlana bilen mineraller tespit edilir (Mert, 2010).

       2.2.2. Petrografik İnce Kesit Çalışmaları

Saha çalışmaları sırasında olay yerinden hassasiyetle derlenen örnekler, laboratuarda kayaç/mineral, toprak ve/veya toz olarak sınıflandırılarak derlenir. Daha sonra mineralojik ve petrografik incelemeler için ince kesit yapılması uygun görülen örnekler seçilir.

İnce kesiti yapılan örnekler üzerinde optik mikroskop incelemeleri yapılır. Bunun için, birim laboratuarlarında bulunan Ortoplan mikroskobu otomatik fotoğraf çekme ünitesi veya dijital fotoğraf makinesi kullanılır. Optik incelemede kesitlerden itibaren, kayaç ve/veya minerallerin adlandırılması, bileşenler arasındaki dokusal ilişkiler, köken ve/veya karakteristik özellikler belirlenerek, önemli ayrıntılarda (mineral, fosil) fotoğraflama yapılır.

       2.2.3. X-Işınları Toz Difraksiyon İncelemeleri -XRD

XRD çalışmaları özellikle ince kesit tanımlamaları sonrasında tanımlanamayan veya çok küçük boyutlu partiküllerin tanımlanabilmesi için kontrol amaçlı yapılan incelemeyi kapsamaktadır.

XRD çalışmaları için örnekler, numunenin taze yerlerinden kırılarak alınmakta ve agat havanda 300 mesh boyutuna kadar öğütülerek toz haline getirilmektedir. Bu sırada örneklerin herhangi bir konteminasyona maruz kalmamasına özellikle dikkat edilmelidir.

Analizler; XRD çözümlemeleri X-ışınları difrakto­metresinde (Anot = Cu (CuKa=1.541871 Å), Filtre = Ni, Gerilim = 36 kV, Akım = 20 mA, Gonyometre hızı = 1°/dak., Kağıt hızı = 1cm/dak., Zaman sabiti = 1 sn, Yarıklar = 1° 0.15 mm 1° 0.30 mm) yapılmaktadır.

XRD incelemelerinde kayıt aralıkları, kil içeren örnekler için 2θ=3–60o, kil içermeyen örnekler için 2θ=20–55o ve yönlendirilmiş kil örneği için ise 2θ=3–30o arasındadır. Derlenen örnekler üzerindeki mineral ve kil boyu bileşenleri (< 2 m) tanımlanarak (J.C.P.D.S., 1990) ve yarı nicel yüzdeleri de dış standart yöntemi  esas alınarak hesaplanır.

      2.2.4. Elektron Mikroskop çalışması

Elektron mikroskop çalışmasında SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu) cihazı kullanılmaktadır. Analiz için seçilen örneklerden alınan kısımlar küçük parçalar halinde preparatlara yapıştırılmakta, daha sonra da üzerleri iletkenliği sağlamak amacıyla altınla kaplanmakta ve/veya vakum altında da analiz yapılabilmektedir. 100 den 50000’e kadar büyütülen örneklerden minerallerinin morfolojisi ve kayaçların genel dokuları incelenmektedir.

      2.2.5. Elementer ve Majör Oksit Analiz çalışmaları

Otopsi, olay yeri ve soruşturmacı birim tarafından laboratuvara gönderilen tüm örneklerin elemnter ve majör okist bileşimleri belirlenir. Bu maksatla atomik absorbsiyon (AAS), X-RAY Fluorescence(XRF) ve Indüktiv Kapling Plazma – Kütle Spektrometresi (ICP-MS) cihazları kullanılmaktadır.

3 yöntemde de delil çeşitli kimyasallarla çözeltiye alınır ve cihazda taranması neticesinde analiz yapılmaktadır. Özellikle fethi kabir örneklerinde topraktan toksik inceleme yapılırken doku ile karışık halde bulunan çamur ve toprak örnekleri çözeltiye alınır. Bu materyallar çözeltiye alınırken uzman personel eşliğinde ve dikkatle işlem yapılmalıdır. Aksi taktirde yapılacak en ufak hata sonucubn yanlış yorumlanmasına sebep olacaktır. Yapılan analizler neticesinde kimyasal özelliklerin belirlenmesiyle farklılıklar deneştirilerek olayın aydınlatılmasına katkıda bulunulur. 

3. Dünya’dan ve Türkiye’den Örnek Olaylar

Olay 1 : Georg Popp tarafından ilk kez toprak örneklerinin delil olarak kullanıldığı olay Eva Dish olayıdır. Almanya’da yaşayan ve terzilik yapan  Eva Dish, fasülye tarlasında, kendi atkısı ile boğulmuş olarak bulunmuştur. Yapılan inceleme neticesinde tek delil, olay yerinde bırakılmış kirli bir mendildir. Mendilde sümük, kömür tanecikleri, enfiye parçacıkları ve  mineralere ait parçacıklar bulunmuştur (Murray ve Tedrow, 1992).

Popp, yaptığı incelemede, cinayet şüphelisinin tırnaklarının altından aldığı örneklerde kömür ve mineral parçacıkları bulmuştur. Zanlının pantolunundan elde edilen toprak örneğini incelediğinde ve kıyafete temas eden en alt katmandan elde edilen mineraller ile ,Eva Disch’in cesedinin bulunduğu yerdeki toprak örneğini karşılaştırdığında her iki örneğin de birbiriyle uyumlu olduğunu tespit edilmiştir. Popp, kıyafet üzerindeki incelemesi sırasında mika minerallerine rastlamıştır. Bu mika türlerinin, şüphelinin evinden cinayet mahalline giden patika yoldan aldığı toprak örnekleriyle karşılaştırdığında aynı ortamın karaktersitik bulgularını içerdiğini tespit etmiştir (Murray, 2004). Şüpheli elde edilen delillerle yüzleştirildiğinde suçunu itiraf etmiştir. Bu olay literatürde toprak delillerin kriminal olguların çözümünde kullanılabileceği hipotezini gerçek hayata taşındığını gösterir ilk örnektir.

Olay 2 : 2010 yılının sonbahar başlarında İstanbul ili Eyüp ilçesin Kemerburgaz semti boş arazide sırt üstü yatar pozisyonda 12 – 24 saat önce öldüğü tahmin edilen, 24 yaşlarında, 1.78 m boyunda, 70-75 kg ağırlığında bir erkek cesedi bulunduğu bilgisine ulaşılmıştır (Foto 1).

Foto 1: Cesedin olay mahallindeki konumu

Cesedin bulunduğu ortamda olay yeri inceleme ekipleri ve adli bilimler uzmanlarınca olay mahallinde etki parametresi göz önünde bulundurularak (cesedin boyunun yaklaşık 2,5 katı bir alandan Kuzey, güney, doğu ve batı olacak şekilde) kontrol amaçlı toprak örnekleri alınmıştır. Cesede ait elbise ve ayakkabılar konteminasyon olmaması için ayrı ayrı delil poşetlerine alınmıştır.

Yapılan tahkikatlar neticesinde maktulün inşaat işçisi olduğu, bulduğu işlerde mevsimsel olarak çalıştığı, çalıştığı işyerlerinde çalışma süresince şantiyelerde kaldığı belirlenmiştir. Maktulün cesedinin bulunduğu tarihten iki gün önce mevcut çalıştığı işyerinden, hiç parası olmadığı için 20 Türk lirası avans aldığı ve eski çalıştığı inşaat firmasında kalan parasını almak üzere birkaç saatliğine izin alarak bulunduğu yerden ayrıldığı ve kendisinden bir daha haber alınamadığı tespit edilmiştir.

Olay yeri incelemesi sırasında ceset üzerinde yapılan incelemede maktulün pantolonundan 17 Türk lirası, cep telefonu ve cüzdanın da çıkmasıyla olayın gasp amaçlı olmadığı yönünde kannata varılmıştır.

Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince eski inşaat firması yetkililerinin ifadelerine başvurulmuş ve firmada çalışan şantiye şefinin şüpheli tavır ve çelişkili ifadelerinden yola çıkılarak ; şantiye şefinin  evinde ve arabasında yapılan aramada olayda kullanılan tabanca ve maktule ait herhangi bir materyal bulunamamıştır. Ancak şüphelinin arabasının yeni temizlenmiş olduğu, araç içersinde olaya ilişkili olduğu düşünülen çamurlu ayakkabıya el konulmuştur. El konulan deliller Adli Tıp Kurumu Başkanlığına incelenmek üzere teslim edilmiştir. Savcılık kararı doğrultusunda; maktule ait ayakkabı tabanındaki toprak ile olay yerinden alınan örneklerin karşılaştırmasının yapılması, cesedin taşınıp taşınmadıı hususunda bilgi verilmesi istenmiştir. Ayrıca şüpheli olarak tespit edilen kişinin aracında yapılan arama neticesinde el konulan ayakkabının tabanından alınacak olan toprak örneklerinin olay yeri ile ilişkisi olup olmadığı hususu ile ilgili rapor talep edilmiştir

Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi Adli Mineraloji laboratuvarına gönderilen delillerin tamamı jeolojik kriterler ve olay yerinin jeolojik özellikleri kullanılarak incelenir. Cesedin taşınmadığı maktule ait ayakkabı tabanındaki toprağın olay yeri ile uyumlu olduğu belirlenir. Faile ait ayakkabı tabanından alınan toprak örneklerinin olay yerindeki toprak örnekleri aynı ortamın karaketeristik bulguları içerdiği belirlenir ve raporlanarak ilgili savcılığa iletilir. Fail, toprak delillerinin ana delil olarak kullanılıması neticesinde adalete teslim edilmiş olur.

4. SONUÇ :

Olay yerinden ve ceset üzerinden derlenen tüm örnekler üzerinde analizler tamamlandıktan sonra toprak delillerinin mineral parajenezi ortaya konulmuş olmaktadır. Olay mahallinin literatür ve uzmanlar tarafından elde edilen jeolojisi ile, cesedin bulunduğu lokasyon ve cesetten elde edilen toprak/jeolojik deliller ile karşılaştırılmaktadır. Böylece cesedin ortama taşınıp taşınmadığı, taşındı ise hangi lokasyondan taşındığı sorusu aydınlatılmaya çalışılmaktadır. Olayla ilgili soruşturma ekiplerince yapılan inceleme sonucu zanlı tespiti var ise, bu zanlıların ev, işyeri, arabaları gibi yerler aramalar sonucu elde edilen toprak/kayaç, toz, çamur vb. deliller üzerinde de yukarda sayılan işlemler yapılır ve karşılaştırma sonucu olayın faillerinin bulunması amaçlanır.

Toprak delilleri; toksik bir madde ile öldürülme şüphesi olan ve gömülen kişilerde bize çok önemli verebilmektedir. Bu tür incelemelerde mezar açma sırasında jeolojik ve antropolojik inceleme tekniğine uygun davranılmalı ve örnekleme sırasında konteminasyon (kirlenme) olmaması için tek kullanımlık malzemeler tercih edilmelidir. Yapılan incelemeler sonucunda cesetten toprağa geçen toksik materyalin tespiti mümkün olabilecektir.

Sonuç olarak görgü tanığı, kamera ve telefon gibi kayıtların olmadığı bölgelerde de parmak izi kadar önemli ve soruşturmada sonuca götürücü delil olan TOPRAK delilleri olay yeri, mağdur ve fail ilişkilendirmesi için çok önemlidir. Ne kadar hızlı örnek derlemesi yapılırsa delillerin kaybolması o kadar engellenmiş olacaktır.

Bu kapsamda disiplinler ve kurumlar arası irtibat çok iyi olması gerekmektedir. Adli Bilimlerin her alt branşının soruşturmalarda en etkin bir şekilde rol alması, soruşturmacıların bu konudaki farkındalıklarının artırılması ve bu konuların organize edildiği Olay Yeri Yönetim Merkezi ile mümkün olacaktır. Bu merkez soruşturma birimin en önemli görevi, olay yerinden delil toplayan uzmanlar ile laboratuvarda çalışan uzmanların koordinasyon ve organizasyonunu sağlamak olmalıdır. Bu soruşturma merkezi yapısında Cumhuriyet Savcıları,  Adli Tıp Kurumu Başkalığı, Üniversiteler, Polis ve Jandarma ekipleri olmalıdır. Olay Yeri Yönetim Merkezi ile olaylara daha hızlı intikal ve delil kayıplarının önüne geçilmiş olacaktır.

http://www.adlibilimler.net/content/adli-bilimlerde-toprak-incelemeleri-adli-toprak-adli-jeoloji

KAYNAKLAR

Aşirdizer M., Gürpınar K, Berber G, Olay yeri İncelemesinden Sanık Profili Tanımlaması, 2002. Yıllık Adli tıp Toplantıları, Antalya.  s.184-8

Brindley, G.W. Quantitative x-ray mineral analysis of clays. In: Crystal structures of Clay Minerals and their X-ray Identification (G.W. Brindley, G. Brown (eds.), (1980). Mineralogical Society, London, 411-438.

Bull P.A., Parker, A. and Morgan R. M., 2006. The forensic analysis of soils and sediment taken from the of a footprint. Forensic Science International (FSI-162); 6-12.

J.C.P.D.S. Powder Diffraction File. Alphabetical Indexes Inorganic Phases, (1990). Swarthamore, U.S.A. 871 s.

Karakaya, M. Ç., Karakaya, N., 1998. Sistematik Mineraloji Kitabı. 293 syf. Konya

Mert M., Tetiker S, Gürler A. S., Kömür İ, Kandemir E, Berber G, Olay Yeri İncelemesinde Adli  Mineralojinin Önemi. 2010. Ulusal Adli Tıp Günleri Poster, Antalya

Mert, M., Kabakoz, S.  ve Diğ., 2012. Availability of Forensic Soil Examination in the Investigation of Crime Scene, IALM, Istanbul, Turkey

Mert, M., Tetiker, S. ve Diğ., 2012. Effects of Soil on Decomposition, IALM, Istanbul, Turkey

Mert, M., Mercan, S., Gurler, A. S. ve Diğ., 2011. Crıme Scene Investıgatıon   And Forensıc Mıneralogy Applıcatıons At Gurpınar (Istanbul – Turkey) Murder. Symposium of Forensic Science, Portugal.

Morgan R. M., Bull P.A., Forensic Geoscience and Crime Detection: Identification, interpretation and presentation in Forensic Geoscience, 2007. Minerva Med. Leg. 127; 73-89

Murray R., 2004. Evidence from the  Earth. Mountain Press Publishing Co., Misoula, Montana, pp. 226

Murray R. C., 2005. Collecting crime evidence from Earth. Geotimes, 1-7 (www.geotimes.org/jan05/feature_evidence.html.)

Murray, R.C. ve Tedrow, J. C. F., 1992. Forensic Geology, 2nd ed. Prentice Hall Inc., Englowood Cliffs, New Jersey, 203 pp.

Pye K. and Croft D., 2007. Forensic analysis of soil and sediment traces by scanning electron microscopy and energy – dispersive X-ray analysis: An experimental investigation.  Forensic Science International (FSI-165); 52-63s.

Ruffell  A., 2010. Forensic pedology, forensic geology, forensic geoscience, geoforensics and soil forensics. Forensic Science International (FSI-6022); pp 4.

Ruffell  A., Mckinley  J., 2005. Forensic geoscience: aplication of geology, geomorphology and geophysics to criminal investigations. Earth Science Reviews. 69 –pp. 235-247

Yeniyol, M., 2004. Mineraloji kitabı, 325 syf. İstanbul

Murat MERT

About Kamil ÇETİN

Hacettepe Üniversitesi Adli Bilimler Doktora Öğrencisi

Leave a Reply