Home » Adli Bilimler » Adli Entomoloji » Adli Entomoloji
Adli Entomoloji
Adli Entomoloji

Adli Entomoloji

Adli Entomoloji
Adli Entomoloji

Adli Entomoloji

Yrd. Doç. Dr. Ersin KARAPAZARLIOĞLU

GİRİŞ

Entomoloji biliminin ilk defa kriminal olaylarda kullanılması 13. yüzyıla dayanmaktadır. Bu yüzyılda Çin’de meydana gelen bir cinayet olayında, olayı soruşturan Sung Tzu ismindeki soruşturmacı olayın pirinç tarlası kenarında kesici bir aletle gerçekleştiğini tespit eder. Cinayet olayının ertesi günü o bölgede pirinç tarlasında çalışan tüm işçilerin oraklarını toplatır ve toprak üzerinde beklemeye bırakır. Oraklardan birinin üzerine leş sineklerini çektiği gözlenir ve bu orağın sahibi yakalandığında suçunu itiraf eder (Giles’den akt. Benecke 2001:2). Yakın tarihe baktığımızda; Fransa ve Kanada’da tıp uzmanları ve patolojistler entomoloji ile ilgilenmeye başlamışlardır (Bergeret, 1855, Megnin, 1894, Jonston ve Villeneuve 1897’den akt. Aggarwal, 2005:4).

İlk entomolojik birlik Kuzey Amerika’da, Ontario Entomoloji Birliği (Entomological Society of Ontario) olmuş ve entomoloji profesyonel bir disiplin olarak gelişmiştir. Son 30 – 40 yıldan beri de entomoloji, kriminalistik alanında kullanılmaya başlanmıştır. Böcekler veya arthropodların olayların aydınlatılmasında kullanılması, ayrı bir bilim dalının ortaya çıkmasına yol açmıştır: Adli Entomoloji (Forensic Entomology) Forensic kelimesi dilimizde “ mahkemeye ait, adli ” manalarına gelmektedir  (yeminlisozluk.com). Entomoloji ise; böcekleri inceleyen bilim dalıdır (wikipedia.org). Adli Entomoloji, ölüm olaylarında, ölüm yeri, ölüm zamanı ve ölüm sebebinin tespit edilmesine yardımcı bir bilim dalıdır. Bunun yanında cesedin ölümden sonra taşınıp taşınmadığını da gösterebilir ( Catts ve Haskell, 1990).

Ölümden hemen sonra vücutta oluşan kokudan dolayı böcekler cesede gelmeye başlar. Bu böceklerin çoğunluğunu sinekler ve kınkanatlılar oluşturur. Diptera (Sinekler) takımına bağlı Calliphoridae, Sarcophagidae, Muscidae, Sepsidae, Sphaeroceridae, Piophilidae ve Phoridae; Coleoptera (Kınkanatlılar) takımına bağlı Histeridae, Staphylinidae, Silphidae, Cleridae, Dermestidae ve Tenebrionidae familyaları baskın olanlarıdır (Goff vd., 1986:55, Goff, 1993:85, Tantawi vd., 1996: 570).

Böcekler çok gelişmiş bir koku alma organına sahiptirler ve çürümeye başlayan bir cesedin kokusunu hemen alarak dakikalar içerisinde olay yerine gelebilirler ve ceset üzerine yumurtalarını bırakırlar (Catts, 1992).

Böcekleri kullanarak tahmin edilen ölüm sonrası aralık (PMI, Post Mortem Interval) genelde gerçek zamandan kısadır. Bu sürenin bilinmesi polis için çok önemli bir bilgidir. Bir ceset bulunduğunda veya olay yeri incelendiğinde, böceklerin bulunması veya bulunmaması gerçekte ne olduğu konusunda birçok ipucu sunar (Anderson, 1996).

Ölüm zamanının hesaplanmasında kullanılan iki temel yöntem vardır: Birincisi ceset üzerinde beslenen larvaların gelişiminin kullanılması. Bu yöntem ölümden sonra geçen minimum süreyi verir. Bu metot ölümden ilk birkaç haftaya kadar olan cesetlerde kullanılır (Catts, 1992).

Ölümden hemen sonra leş sinekleri dediğimiz Calliphoridae türleri cesede gelirler ve yumurtalarını vücut üzerindeki doğal boşluklara bırakırlar. Yumurtadan çıkan larvalar ceset üzerinde beslenerek gelişimlerini tamamlarlar. Sineğin gelişme aşamaları belirli bir düzenle ve belirli zamanda gerçekleşir. Bu zaman periyodu, böceklerin beslenme durumlarına ve ortamın sıcaklığına bağlı olarak değişebilir. İşte bu gelişme sürelerinin bilinmesi cinayetlerin ne zaman işlendiği konusunda bilgi vermektedir. Olay yerinde, bu gelişme aşamasının herhangi bir döneminde bulunan sineğin yaşı tespit edildiğinde ölüm zamanı da tespit edilmiş olacaktır (Anderson, 1998).

İkinci yöntem; ceset üzerindeki arthropod (Eklembacaklılar) süksesyonunun kullanılmasıdır ve hem minimum hem de maksimum ölüm sonrası aralığı verir. Ölümden hemen sonra cesette meydana gelen fiziksel, kimyasal ve biyolojik değişikliklere bağlı olarak bir çok böcek türü cesede gelir ve bir çok olayda ilk görgü tanıkları bu böceklerdir. Genelde ölümü takip eden ilk 24 saat içerisinde (ilkbahar ve yaz) böcekler cesede gelmeye başlar (Catts, 1992:247).

Olay yerinde kan ve diğer vücut sıvılarının bulunduğu durumlarda bu süre dakikalara kadar inebilir. Bu metot bir aylığa kadar olan cesetlerde kullanılır. Ceset üzerine ilk önce uçucu türler dediğimiz sinekler gelirler (Calliphoridae ve Muscidae) ve yumurtalarını cesedin doğal boşluklarına (ağız, burun, göz, kulak ve genital organlar) bırakırlar. Diğer türler ceset taze iken gelmezler. Çürüme devam ettikçe, protein fermantasyonu boyunca farklı türde böcekler cesede gelirler. Bazı türler cesetten direkt beslenirken bazı türler olay yerindeki diğer böceklerle beslenirler. Cesetteki çürüme boyunca farklı türde böcekler belli bir sıraya göre gelerek çürümede görev alırlar. Cesetteki bu böceklerin geliş sıralarının tespiti ile ölüm zamanı (PMI, Post Mortem Interval) ortaya çıkar (Goff ve Flynn, 1991:607).

Bu yöntemin kullanılabilmesi için bölgesel böcek faunasının ve leş kolonilerinin zamanlarının tespit edildiği deneysel çalışmaların yapılması gerekir (Goff, 1993:84).

Böcekleri kullanarak ölüm zamanının yanında, cesedin ölümden sonra taşınıp taşınmadığı, maktulün uyuşturucu madde ve alkol alıp almadığı, ölümden önce vücutta açık bir yaranın bulunup bulunmadığı gibi birçok faktör de tespit edilebilir.

Ülkemizde Adli Entomoloji ile ilgili ilk dersler 2000 yılında EGM Suç Araştırma ve Soruşturma Merkezi’nde başlamıştır. Bu alandaki ilk bilimsel çalışmalar 2001 yılında başlamıştır; 19 Mayıs Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü, Entomoloji Ana Bilim Dalı’nda Ersin KARAPAZARLIOĞLU tarafından hazırlanan yüksek lisans tezi, bu alanda ülkemizdeki ilk çalışmadır. Devamında, bu çalışmada elde edilen sonuçlar bazı olaylarda ölüm zamanının tespitinde kullanılmıştır.

Polisin görev alanı itibariyle şehir merkezinde olması ve karşılaştığı ölümlü olayların çoğunun mekân içerisinde gerçekleşmesinden dolayı, ev ve işyeri gibi kapalı mekânlarda meydana gelen ölüm olaylarında böcekleri kullanmak amacıyla Ersin KARAPAZARLIOĞLU tarafından doktora tez çalışması hazırlanmıştır. Doktora tez çalışmasında, iki tane betonarme kulübe inşa edilmiş ve her birine ikişer tane beyaz domuz karkası yerleştirilmiştir. Çıplak ve kıyafetli cesetler arasındaki farkı tespit etmek amacıyla odalar içerisindeki domuz karkaslarının biri çıplak diğeri de kıyafetli olarak yerleştirilmiştir. Mevsimsel farklılığı tespit etmek amacıyla da, deneyin biri bahar diğeri de yaz mevsiminde gerçekleştirilmiştir. Bu deneyler sonunda, ölümden tamamen kemikleşene kadar geçen süre içerisinde, karkaslar üzerine gelen böcek türleri, bu türlerin oluşturduğu süksesyon, çıplak ve kıyafetli karkaslar arasındaki fark ile mevsimsel farklılıklar tespit edilmiştir. Bu çalışma kapalı mekânda yapılan ülkemizdeki ilk çalışma olmuştur (Karapazarlıoğlu, 2011).

  1. BÖCEKLERİN KULLANILDIĞI ÖRNEK OLAYLAR

3.1. OLAY I

Elde edilen bu veriler, ülkemizde bu alandaki ilk veriler olup; meydana gelen olaylarda da kullanılmıştır. 2003 yılında, OMÜ kampusu içerisindeki ormanlık arazide kısmen çürümüş bir bayan cesedi bulunur. Maktulenin kafatası, vücuduna 9 m. mesafede tamamen çürümüş şekilde olduğu için maktulenin kafasının kesilmiş olabileceği değerlendirilir. Yapılan otopside ölüm zamanı ve sebebi ile ilgili somut bir veriye ulaşılamaz, ancak ceset üzerinde bulunan böcekler kullanılarak ölüm sebebi ile ilgili bazı ipuçlarına ulaşılmıştır. Böcekler, ilk önce cesedin kafatasında bulunan doğal boşluklara (ağız, göz, kulak ve burun) yerleşerek buradan yemeye başlarlar ve daha sonra vücudun diğer kısımlarını yerler. İlk önce kafatası çürür ve vücutta homojen bir çürüme görülür. Eğer vücutta ölümden önce, herhangi bir aletle açık yara oluşmuşsa, böcekler vücut sıvılarının aktığı bu yaraya da yığın halinde yerleşerek cesedi buradan da aynı anda yerler ve bu şekilde vücutta iki farklı yeme bölgesi oluşur (Hall’dan akt. Byrd ve Castner, 2001:45). Olay yerine intikal edildiğinde ceset üzerinde görülen bir böcek yığını bize o bölgede ölüm sebebi olabilecek açık bir yara olduğunu gösterir.  Bu olayda, vücutta homojen bir çürüme olması ve kafatasının çürümesi, vücutta ölüm sebebi olabilecek açık bir yara olmadığını göstermiştir. Kafatasının vücuttan ayrılması ise; kafatasının çürümesi ile birlikte, kafatasını tutan yumuşak derinin kalmaması ve olay yerinin meyilli arazi olması sebebiyle yuvarlanmış olabileceğine bağlanmıştır.  Olay yerinde bulunan böcekler incelendiğinde olayın yaklaşık bir ay önce meydana geldiği tahmin edilmiştir.

Olay yerinde bulunan maktuleye ait eşyalar incelendiğinde maktulenin kimliği tespit edilmiş ve Bafra ilçesinden yaklaşık bir ay önce hakkında kayıp ilanı ortaya çıkmıştır. Olayla ilgili yapılan araştırmada olayın faili bir yıl sonra yakalanmış ve kayıp ilanının verildiği tarihte, şahsı elle boğarak öldürdüğünü itiraf etmiştir. Böcekleri kullanarak ölüm zamanı ve sebebinin belirlenmesi ile ilgili yapılan tahmin doğrulanmıştır. Bu olay böceklerin kullanıldığı ülkemizdeki ilk olay olmuştur (Karapazarlıoğlu, 2004).

  1. TARTIŞMA VE SONUÇLAR

Böceklerin bu şekilde bir olayda kullanılabilmesi için olay yeri inceleme uzmanlarına büyük görev düşmektedir. Olay yerine yaklaşmadan önce uzaktan gözlem yoluyla böceklerin faaliyetleri incelenmeli ve olay yerindeki böcek aktivitesine zarar vermemek için yavaşça yaklaşılmalıdır. Olay yerine ilk gelindiğinde görülen bazı böcekler kısa bir süre sonra kaybolabilir. Uzmanların olay yerine gelmesi böcekleri rahatsız edebilir ve bazı böcekler kaçar, bazıları uçar ve bazıları da gözden kaybolur. Bu yüzden cesede yaklaşmadan önce, böceklerin yoğunlaştıkları bölge, yoğunlukları ve hangi tip oldukları tespit edilmelidir. Tespit edilen tüm bulguların fotoğrafı çekilmeli ve video kameraya çekilmelidir. Çekimler esnasında mutlaka ölçek kullanılmalıdır  (Byrd ve Castner, 2000:84).

Böceklerin gelişimi tamamen sıcaklıkla alakalı olduğu için, olay yeri inceleme uzmanları mutlaka olay yerindeki sıcaklık verilerini almalıdır. Bu sıcaklık verileri;

  • Cesedin yakın çevresini saran havanın sıcaklığın ölçülmesi (yaklaşık 0,3 – 1,3 m ).

  • Zemin sıcaklığının ölçülmesi.

  • Ceset yüzeyinin sıcaklığının ölçülmesi.

  • Ceset ile zemin arsı sıcaklığın ölçülmesi.

  • Ceset üzerindeki larva yığınlarının sıcaklığının ölçülmesi.

  • Ceset kaldırıldıktan sonra, altında kalan toprak sıcaklığının ölçülmesi.

Olay yerinden bu bilgiler alındıktan sonra olay yerinin mikroklimatik verilerini almak için bir datalogger yerleştirilmesi gerekir. En yakın meteoroloji istasyonundan alınan veriler ile olay yerinin yerel verileri arasında bazen fark olabilir. Olay yerine, ceset kaldırıldıktan sonra on gün boyunca yerleştirilen bir datalogger, olay yerinin yerel sıcaklık ve nem verilerini kaydedecektir. Bu on günlük sürenin meteoroloji istasyonundan alınan verilerle karşılaştırılması sonucu arasındaki fark tespit edilir ve istasyondan ceset bulunduğu tarihten önce geçmişe doğru alınan verilerin analizi yapılabilir (Haskell ve Williams 2008:91).

Olay yerindeki entomolojik verilerin toplanması da çok dikkat edilmesi gereken bir konudur. Olay yerinde bulunan böceğin türüne ve gelişim aşamalarına göre farklı yöntemlerle toplanması gerekir. Böceğin bulunacağı yer de gelişim aşamasına göre değişecektir. Sinekler genelde yumurtalarını vücut üzerindeki doğal boşluklara (ağız, göz, burun, kulak, göz ve genital bölge) bırakırlar. Bu yüzden, böcekleri aramak için öncelikle buraların kontrol edilmesi gerekir. Bununla beraber eğer vücutta açık bir yara varsa, bu yaranın olduğu bölgede sinek için ideal yumurtlama yeridir. Bunların yanında kıyafetlerin kıvrımları ve cebi, ayakkabılar, çoraplar gibi cesede ait malzemeler kontrol edilmelidir. Eğer ceset halı, battaniye ve örtü gibi bir şeye sarılı ise bunların araları da böcekler için uygun saklanma yerleridir. Cesedin etrafındaki alan da çok iyi kontrol edilmelidir. Olayın durumuna göre 10 metreye kadar olan bir alan taranarak böcekler aranmalıdır. Cesedin bulunduğu yer açık alansa, yaklaşık 10 cm’lik bir derinliğe kadar, cesedin etrafındaki toprak incelenmeli ve gerekirse örnek alınmalıdır; gelişimini tamamlamış larvalar pupa aşaması için toprak içine saklanabilir. Cesedin bulunduğu yer kapalı bir alansa, evin farklı odalarında, eşyaların ve özellikle halının altında gelişimini tamamlamış larvalar ve pupalar bulunabilir (Amendt ve ark. 2006:92).

Olay yerinde bulunan ve uçamayan türleri toplamak için forseps ve resim fırçası kullanılabilir.  Toplanan bu yumurtalar 24 saat içerisinde yetiştirilmek üzere küçük şişeler içerisinde laboratuara taşınmalıdır. Toplanan larvaların bir kısmı yetiştirilmek üzere mümkünse kontrollü şartlar altında, içerisinde kalın talaş ve kurutma kâğıdı bulunan şişelerde, 24 saat içerisinde laboratuara intikal ettirilmelidir. Toplanan larvaların diğer kısmı ise; sıcak fakat kaynamamış su içerisinde 30 saniye bırakılarak yağlarının erimesi sağlanmalı ve daha sonra etanol içerisinde yıkandıktan sonra % 70 – 95’lik etanol içerisinde saklanmalıdır. Pupa örnekleri de forseps yardımı ile alındıktan sonra 24 saat içerisinde, mümkünse kontrollü şartlar altında (2–6°C) laboratuara taşınmalıdır. Pupaların taşındığı şişeler de hava almalı fakat pupadan çıkan erginlerin kaçmalarına izin vermemelidir. Ergin böceklerden uçamayan türler forsepsle, uçan türler ise atrap yardımıyla yakalanabilir. Yakalanan böcekler direkt olarak % 70 – 95’lik etanol içerisine alınabilir, –20°C’de bir saat tutulabilir veya öldürme kapları (içerisinde etil asetat veya kloroform olan) içerisinde öldürüldükten sonra iğnelenebilir. Bunların dışında olay yerinde bulanabilecek boş pupa kabukları ile böcek dışkıları, şişe içerisinde kuru şekilde saklanabileceği gibi, % 70 – 95’lik etanol içerisinde de saklanabilir (Amendt ve ark. 2006:93; Karapazarlıoğlu ve Ecevit, 2006).

Olay yerinden alınan tüm örnekler mutlaka etiketlenmelidir. Her örnek için iki etiket hazırlanmalı; etiketin biri şişenin içine diğeri de dışına yerleştirilmelidir. Bu şekilde yapılırsa, dışarıda bulunan etiketin kaybolması durumunda içerideki etiketten bilgilere ulaşılabilir. Etiketlerin, alkol gibi çözücü kimyasallardan etkilenmemesi için mutlaka kurşun kalemle yazılması gerekir. Etiket üzerinde olay no, örnek no, tarih, saat, şehir ve örneğin alındığı yer mutlaka yazılmalıdır (Haskell ve Williams 2008:95).

Yukarıda sayılan tüm bu hususlar ışığında elde edilen entomolojik deliller, bir adli entomoloji uzmanı tarafından değerlendirilerek başta ölüm zamanı olmak üzere olayla ilgili birçok ipucuna ulaşılabilir.

Ülkemizde bu alandaki çalışmalara farklı üniversitelerden bilimsel çalışmalarla destek verilmiş ancak henüz yeterli seviyeye ulaşılamamıştır. Teşkilatımızda da, özellikle olay yeri inceleme uzmanlarına entomolojik delillerin önemi konusunda az sayıda eğitimler verilmiş ancak henüz tam uygulamaya geçilememiştir.

Not: Bu çalışma ilk olarak aşağıdaki eserde yayınlanmıştır.

Karapazarlıoğlu, E., 2011. Adli Entomoloji. Güvenlik Hizmetlerinde Çağdaş Yaklaşımlar,  (Editörler: Gül, K., Karakaya, M.), Polis Akademisi Yayınları, 101-117s, Ankara.

Yayınlandığı Kaynak: http://www.adlibilimler.net/content/adli-entomoloji

KAYNAKLAR:

Aggarwal, A. D. (2005), Estimating The Post-Mortem Interval with the Help of Entomological Evidence.

Amendt, J. ve ark. 2006. Best Practice in Forensic EntomologyStandards and Guidelines. Int. J. Legal Med., 121(2), 90 – 104.

Anderson, G. S. (1996), Practical Exercise in Forensic Entomology. Gazete, 58 (9), 3-6.

Anderson, G. S. (1998), http://www.rcmp-learning.org/docs/ecdd0030.htm#N_1, (erişim tarihi: 28.2.2010).

Benecke, M. (2001), Brief History of Forensic Entomology. Forensic Science International, 120, 2 – 14.

Byrd, J. H., Castner, J. L. 2000. Forensic Entomology: The Utility of Arthropods in Legal Investigations. CRC Press, Florida, 1st ed.,  1-225.

Catts, E.P. ve Haskell N. H. (1990), Entomology and Death: A Procedural Guide. Joyce’s Print Shop, South Carolina. 1st ed.; 1-182.

Catts, E.P. (1992), Problems in Estimating the Postmortem Interval in Death

Investigations. Journal of Agricultural Entomology; 9 (4), 245-255.

Goff, M. L.; Early, MarianneOdom, Charles B.; Tullis, K., (1986), A Preliminary Checklist Of Arthropod Associated With Exposed Carrion In The Hawaiian Islands. Proceedings of Hawaiian Entomological Society, 26, 53-57.

Goff, M. L. (1993), Estimation of Post Mortem Interval Using Arthropod Development and Succession Patterns. Forensic Science Review, 5 (2), 82-94.

Goff, M. L. ve Flynn, M. M. (1991), Determination Of Post Mortem Interval By Arthropod Succession: A Case Study From The Hawaiian Islands. J. Forensic Sci. 36, 607-14.

Haskell, N. H. ve Williams R. E. 2008. Entomology and Death: A Procedural Guide. East Park Printing. 216 s, Clemson, ABD.

Karapazarlıoğlu, E. Samsun Bölgesinde Meydana Gelen Bir Cinayet Olayında, Olay Yerinin Medikokriminal Adli Entomoloji Açısından İncelenmesi. Türkiye I. Bitki Koruma Kongresi Bildirileri, 8–10 Eylül 2004, Samsun, Sözlü.

Karapazarlıoğlu, E. Three Entomological Cases in Samsun, Turkiye. Avrupa Adli Entomoloji Birliği Kongresi, 2 – 5 Mayıs 2007, Brüksel, Poster.

Karapazarlıoğlu, E. Forensic Entomology in Crime Scene. Avrupa Adli Entomoloji Birliği Kongresi, 9 – 12 Haziran 2009, Uppsala, Sözlü.

Karapazarlıoğlu, E. ve Ecevit, O. (2006), Olay Yerindeki Entomolojik Delillerin Bulunması, Toplanması, Taşınması ve Saklanması, 5. Anadolu Adli Bilimler Kongresi, 8 – 10 Eylül 2006, Samsun, Poster.

Tantawi, T. I.; El Kadym E. M.; Greenberg, B.; El Ghaffar, H.A., (1996),  Arthropod Succession on Exposed Rabbit Carrion in Alexaandria, Egypt. J. Med. Entomol., 33(4), 566-580.

Yeminlisözlük.com. (2010). http://www.yeminlisozluk.com/index.php?kelime= forensic, (erişim tarihi: 28.2.2010)

Wiwkipedia.org. (2010), (http://tr.wikipedia.org/wiki/Entomoloji, (erişim tarihi: 28.2.2010).

About Kamil ÇETİN

Hacettepe Üniversitesi Adli Bilimler Doktora Öğrencisi

Leave a Reply